www.boracetin.com
www.rockefsaneleri.com

 

1977 - 2017
PROFESYONEL “DİSKJOKEY”LIĞİMİN 40. YILDÖNÜMÜ...

Diskjokey Bora Cetin 1977
( BC & Professional DJ Memories 1977 )

 


Bora Cetin Grand-Party DJ 1977
Bora Çetin ve "Grand Party" DJ Sistemi...
( 1977 Yaz'ı, Florya Belediye Başkanlığı Köşkü. Foto: Garbis )

 

Bebeklikten müziğe meraklıyım ya,
1960’ların ortalarında bizim “Gastor” radyo’dan arayıp bulduğum müzikler yetmiyor.
Dayım’lara ve Samiha’ya gittiğimizde, her ikisinin arşivindeki sınırlı sayıdaki 33’lük ve 45’lik’ler arasından seçtiğim parçaları, art arda sıralayıp bizimkilere dinletiyorum. ( Dayımda Phillips radyoya bağlı “BSR” pikap, Samiha’nın Büyükada’daki evinde ise Sierra radyoya bağlı “Gerrard” pikap var. )
1967’de, Babacığımın bizim “ “Gastor” a kardeş getirdiği “ Palanduz” makaralı teyp, ilk “Yapımcılık” güdülerimi körüklüyor.
Paladuz’un mikrofonunu, “Gastor”un hoparlörüne dayayıp, yakaladığım güzel parçaları kaydetmeye başlıyorum.
Bunları, istediğim biçimde sıralayabilmem için, Özdemir eniştem’in Grundig TK 37’sini bir süreliğine ödünç almam gerekiyor.
( Palanduz’daki parçaları, istediğim sıra ile Grundig’e aktarıyorum... )

Aynı yıllarda ( 1960’ların sonları ), Dragos PTT kampımızın gençleri olarak, elektrik olmadığı dönemde “Pilli Phillips” pikaptan sevdiğimiz 45’likleri belli bir sıra ile çalıp, dans ediyoruz. 1970’lerin başlarında Kampa elektriğin gelmesi ile birlikte benim “Palanduz”, kamp diskoteğimizin vazgeçilmezi oluyor. 15 dk.lık 2 makara’nın her birinin bir yüzünü “Disko”, diğer yüzünü de “Slow” yapıyorum. Hiç bıkmadan dans ediliyor.
( Tabii, parça seçimleri bana ait. )

1973 yılında alınan “ Dual HS 39” pikabım ve oluşturmaya başladığım arşivimin yanısıra, 1976 yılında ilk “Toplu Öğrenci Kredim” ile aldığım “ Pioneer CTF - 2121” kaset teyb’im, benim yapımcılık yeteneklerimin gelişmesine büyük katkı sağlıyor.

1975 ve 76 yıllarında Yalova “SEMA” sitemizin kapalı-camekanlı gazinosunda, Oktay ile birlikte Dual pikaplarımız ve plak arşivimiz ile yaptığımız “Disko” geceleri büyük ilgi çekiyor. Komşu sitelerden hatta “Aydın”lardan bile gelenler oluyor. Küçücük gazino dolup taşıyor. ( Mikserimiz olmadığı için, parça geçişlerini Dual’lerin sesini kısıp-açarak yapıyoruz. Bende HS 39, Oktay’da HS 151 var. ) ( Hoparlör kablolarına “ bağladığım”, kompakt fotoğraf makinesi’nin ( Tek kullanımlık ) flaş lambaları ile, “Disko Işık Modülatörü” bile yapıyoruz. )

1976 yılı sonlarında, Özdemir enişteme Almanya’dan ilk mikserimi getirtiyorum. ( Vivanco 5 kanal. 9 volt pille çalışıyor. ) PTT Lojmanındaki evimizde kurduğum “Sistem"le, profesyonel “Miksaj’lı” kaset kaydı yapmaya ve harçlıklarımı çıkartmaya başlıyorum.

Bora Cetin HOME SYSTEM  1976
Bora Cetin HOME SYSTEM 1976 Kadıköy PTT Müdür Lojmanı

............

 

1977 yılında, ( İTÜ Maden Jeofizik’deki 2. yılımda ) yaz tatilinde çalışmak istiyorum. 20 yaşımdayım ve babamdan harçlık almak istemiyorum artık.
Mutlu haber, yakın arkadaşım Murat’dan geliyor. Hürriyet gazetesi’nin küçük ilanlar köşesinde bana göre bir “İş” bulmuş.
“Kaset kayıdı yapacak eleman ve “DİSKJOKEY” aranıyor”.... !
Hemen verilen telefonu arıyorum. Mağaza’nın yeri “Harbiye”de. Randevulaşıyoruz, ertesi günü kapıdan içeri giriyorum.

Beni kapıda, beyaz önlüklü yakışıklı bir genç karşılıyor. Askerden yeni gelmiş, mağazanın eski çalışanı. Adı Mustafa, soyadı Şahin. ( Sonradan, başta “Teknik” konular olmak üzere, neredeyse mağazanın tüm girdi-çıktısı ile ilgilendiğini öğreniyorum.)
Mağaza sahibi’nin adı “Ertuğruk Akoğul”. ( Kardeşi Veli bey ve Berç usta’da, teknik konular ile ilgileniyor. ) Mağaza’nın adı “ EVA”. ( Ertuğrul, Veli, Akoğul'un başharfleri )

EVA Müzik Mağazası Harbiye 1977
EVA Müzik Mağazası, Cumhuriyet Cad. No:303 Harbiye - Istanbul
( Mağaza'nın tabelası ve vitrinin bir bölümü görünüyor. Bir Film karesinden alıntı. Okan Başçavuşoğlu )

O yıllarda, yolu Harbiye’ye düşenler iyi anımsayacaktır. “EVA”nın geniş bir camekan vitrini var. Vitrinin sağ tarafında “Hi-Fi” müzik aygıtları ve yeni plaklar yer alırken, sol tarafında ise “BRÜLÖR”ler var...! Evet, Ertuğrul bey mağazayı “Thyssen” brülörleri’nin temsilcisi Karakaş usta ile paylaşıyor. Mağazanın giriş bölümü’nün arkası onlara ait. ( Brülör bakımı da yapılıyor..!!! )
“EVA”ya girer girmez, duyduğum muhteşem müzik SES’i beni hemen çarpıyor. Bu ses, o an’a kadar duyduğum en “Etkileyici” ses ( Sound ).
Küçük iki siyah ampli üst üste. Ön ızgarası oymalı dev hoparlör’lerden gelen ses “Sıradışı”...!
Ampli’lerin markası NAKAMICHI ( 410 Pre, 420 Powerampli.) ( 2x50 watt ). Hoparlör’ler ise TANNOY...!
( O gün başlayan NAKAMICHI aşkım, tam 40 yıldır sürüyor. Halen kullanmakta olduğum ana sistemimi; NAKAMICHI 630 ve 610 oluşturuyor. ) ( Bkz; BC SYSTEM )

Ertesi gün, ( 1977 yılı’nın bahar aylarında ) “EVA”da DİSKJOKEY olarak işe başlıyorum. 250 Lira haftalığım var.
Gündüzleri “Miksaj”lı kaset dolduruyorum. Haftasonu, Cumartesi akşamları da “Grandparty” Diskjokey’liği yapıyorum.
1970’li yılların ortalarında, İstanbul sosyetesi’nin toplantılarında artık “Cazband” grupları’nın yaptığı “Canlı” müziğin yerini, “Hi-Fi” sistem’den sunulan “Party” müziği almış. ( Dans edilebilir müzik seçeneği çok fazla. Ses’i de istediğiniz gibi açıp kısabiliyorsunuz. ) ( Üstelik daha hesaplı. )
Tabii, açık alanda çok iyi ses verebilecek bir müzik sistemi, iyi aygıtlar, iyi bir plak arşivi ve en önemlisi iyi bir DİSKJOKEY’e sahip olmanız gerek...!
Ertuğrul bey, o yıllarda İstanbul’da bu işi en iyi yapan isimlerden biri.
( Aynı zamanda, üst düzey “Hi-Fi” aygıtları’nın satış ve bakımını da yapıyor. Aygıt satış ve kurulum işleri ile Mustafa ilgileniyor. )

İlk “Grandparty” Diskjokey’liğim; Hilton Oteli’nin balo salonunda, Çamlıca kız lisesi’nin bitirme gecesi. Heyecanımı yenmeyi başarıyor ve dört beş saatlik bir geceyi, anlımın akı ile atlatıyor, sonunda alkış bile alıyorum.
( O geceden unutamadığım bir ayrıntı da var. Öğretmenlerden biri, Nilüfer’in bir albümünden bir şarkıyı çalmam için albümü veriyor. O sırada, Patricia Carli’den bir slow çalıyorum, kızlar dans ediyor. ( Nilüfer’e girilir mi ? ). Hemen, Ajda’nın Fransızca bir parçasını bulup, Patricia’dan ona geçiş yapıyorum, sonra da Ajda’dan Nilüfer’e... ? )

Ertesi Cumartesi gecesi, ikinci “Grandparty” Diskjokey’liğim, Bebek’te küçük bir yalı’da.
Pek güzel bir ortam. Konuklar çaldıklarımdan mutlu, ben mutluyum. İşimi seviyorum.
.............

“Kaset Teyp”ler yaygınlaştıkça,”Kaset Doldurma” modası da yaygınlaşıyor. Gündüzleri kaset doldurmaya yetişemiyorum. ( Yanıma Zafer diye bir yardımcı alıyorlar. Pek uzun ömürlü olmuyor, birkaç hafta sonra ayrılıyor. Yine tek başıma yetişiyorum kaset doldurma işine.)

Kaset’lere karışık prodüksüyonların yanında, çoğunlukla tam albüm kayıdı da yapıyorum. Unkapanından, yeni çıkan “Yerli baskı” albümler hemen bize geliyor. Ancak Dünya müziğini geriden izlediğimiz de bir gerçek. ( O yıllarda orjinal plak bulmak, getirtmek çok zor. )
1976 yılında, Özdemir enişteme Almanya’dan ısmarladığım plaklar sayesinde benim arşiv, o yıllarda parmakla gösterilir nitelikte.
“Girişimci” ruhumu ateşleyip Ertuğrul bey’le konuşuyor ve belli bir yüzde karşılığında benim arşivden de kaset doldurmaya başlıyorum.
Plaklarımı “EVA”ya getirmek yerine, kayıtları benim sistemde ( Evde ) yapmaya başlıyorum. ( Bazen, uzun ve uykusuz gecelerim oluyor. )
En önemlisi, benim ARŞİVdeki yeni, önemli ve “Dikkat çekici” plakların kapakları ile “EVA” vitrinini süslüyorum. ( Brülörcü Karakaş usta’nın tepkisi nedeni ile, albüm kapaklarını yalnızca camekanın sağ tarafına yapıştırıyorum. )
Dikkat çeken plak kapaklarının ortasına ise, arkadaşım Bülent’den ödünç aldığım özel ve önemli bir albümün kapağını yerleştiriyorum.
İlk özel müşterimin adı; “HALDUN TANER”. Kaydettiğim bu önemli plağın adı da; “Evita”...!

“EVA”nın, tanınmış özel müşterileri arasında “HALDUN TANER”in yanısıra; Nilüfer, Rıza Sılahlıpoda, Ferdi Özbeğen gibi isimler geliyor aklıma.
Ayrıca İDSO konserlerinden tanıdığım birçok müzisyen dostum, büyüğüm’de ( Celal Akatlar ) “EVA”nın müşterisi.

Bugünlerde düşündüğümde; benim gibi “Plak” konusunda çok titiz biri, nasıl olup da gözü gibi baktığı plakların kapaklarını dört kenarından seloteyp ile vitrine yapıştırır ? Parmak izi olmasın diye elimle bile dokunmaya kıyamadığım pırıl pırıl kapaklar. ( Güneşten solmuş ön yüzleri ve seloteyp izleri hala duruyor... )
................

Ertuğrul bey ile anlaştığımız 250 lira haftalık dışında, kendi plaklarımdan yaptığım kayıtların getirisi’nin yanısıra, en önemli diğer gelirim; Grand-Party diskjokeyliği gecelerimde kazandığım “Bahşiş”ler ! Müzisyen dili ile buna “Alatura” diyoruz. Bu alatura’lar bazen, haftalığıma yakın değere ulaşabiliyor. Bana göre, güzel para kazanıyorum.
Tabii, babacığım’dan harçlık almayı kesiyorum.
İlk “EVA” gelirlerim ile, dosdoğru Tophane’deki “Amerikan Pazar”ları’nın yolunu tutuyorum.
Önce, beyaz bir “Lacoste” polo, Hemen ardından da, mavi bir “Adidas” tam-bilek ayakkabı alıyorum. ( Her ikisi de, yaklaşık 500’er lira ederinde. )

Ne yazık ki, 1971 yılında başladığım tütün tutkum sürüyor. Sabahları işe gelirken, vapurdan indikten sonra Karaköy Tatlıcılar önünde kaçak sigara satan tombalacılardan 50 lira’ya filtreli “Gitannes” alıyorum. ( Her gün değil. ) İki-üç günde bir, idareli içiyorum.
( Önemli Not; “SİGARA ve Benzeri Madde’ler SAĞLIĞINIZ İÇİN ÇOK ZARARLIDIR, UZAK DURUNUZ” )
( Bora Çetin, 1971 yılında başladığı tütün alışkanlığını, 1986 yılı 26 Kasım’ında bırakmıştır ve etkin bir sigara karşıtıdır. )
................

“EVA”da öğle yemeklerini dışarıdan yiyoruz. Osmanbey’e giderken bir köşede ( Tarihi-eski bir yapı’nın giriş katı ) çok güzel döner yapan bir yer var, ora’nın müşterisiyim. Ekonomik durumuma göre, bazen “Pub Avni”de kendime Bonfile-Patates-Salata ile, bazen de bir tabak “Peynirsiz” spagetti Bolonez ile ziyafet çektiğim de oluyor. Bazen de “Harbiye Börekçisi”nden, ( Bol soğanı ile midemi ağrıtan ) Sarıyer böreği ile idare ediyorum.
Bunun dışında, öngörüleceği gibi “Grand Party” geceleri tam bir şölen oluyor. Zengin mutfaklar, açık büfe’ler, mangal donanımları, önce gözümü sonra beni doyuruyor.
İçecek konusuna hiç girmeyeyim. ( 1974’de bıraktığım rakı’nın yerini Türk konyağı ile doldurmuşum. )
Party’lerde, adını duymadığım “Cognac”lar ve “Scotch”lar arasında seçim yapmakta zorlanıyorum.
Bulursam “Napoleon” konyak, yokluğunda da “Red Label” ile gecemi ( Ve dolayısı ile konukları ) neşelendiriyorum.
( Önemli Not; Alkol de, tütün gibi SAĞLIĞINIZA ZARARLIDIR.... Lütfen UZAK DURUNUZ ! )
...........

 

“Grand Party” yapmadığımız Cumartesi geceleri, çok özlediğim ailemin ve arkadaşlarımın olduğu Yalova Sema Sitesi ndeki yazlığımıza gitmek için, Köprü’den kalkan “Ekspres”e yetişmem gerek. ( 18:15’mi idi kalkışı ? )
Adalar-Yalova seferini yapan bu “Ekspres” vapurumuz genelde “FENERBAHÇE” oluyor.
Gemiye biner binmez soluğu “Bar”da alıyorum. Barmen ile ahbap olmuşuz. Buzlu “Nane Likörü” ( Menta ) içiyorum. Yanına, dolapta iyice soğutulmuş salatalık soyuyor, dilimliyor, kürdan ile servisliyor. ( Limon ve tuz ekliyorum. )
Belki inanmakta zorlanacaksınız ama, Köprü-Yalova yolculuğu boyunca bir şişe ( O zamanlar uzun şişe’ye geçmişti Tekel ) “Nane Likörü”nü bitiriyorum.
Bir şişe bitirene, bir duble de barmen’in armağanı....
Böylesi unutulmaz, keyifli “Deniz Yolculuğu”nun ardından, en ufak bir sıkıntı çekmeden Yalova’ya sitemize ulaşıp, üzerine bir de o gece “Disko” yapıyorum.
Hey gidi güzel günler, hey.
............

 

“EVA”, kaset doldurtmaya gelen müşterilerin yanısıra, “Hi-Fi” düşkünü müzikseverlerin de sık-sık uğradıkları bir “Müzik Klübü” niteliğinde.
1970’lerin, iyi bildiğim tanıdığım efsane aygıt modelleri ( Power’lar, Pre’ler, ışıklı vu-metre’li entegre ampli’ler, üç kafa teyp’ler, makara’lar, 4 yollu hoparlörler, dokunmaya kıyamadığım pikaplar... ) bir bir geçiyor önümden.
Ağırlıklı olarak Doğubank kanalı ile gelen ve “Garanti”si olmayan bu aygıtları; tanınmış müşterileri’nin evlerine kurduktan sonra, bakım ve onarım hizmeti de sağlayan Ertuğrul bey, Istanbul “Hi-Fi” piyasası’nın en önemli isimlerinden biri durumunda.
Kaset dolduruken, bazen sesi açtığım için bana kızan “Brülörcü” Karakaş usta, nedense bu birbirinden değerli ve güçlü “Hi Fi” aygıtlarını müşterilere dinletirken sesi gümbür-gümbür açan Ertuğrul bey’e ve Mustafa’ya, sesini hiç çıkartamıyor ?
................

“EVA Grand Party”leri’nin aklımda kalan en önemlilerinden biri de, o zaman Istanbul belediye başkanı olan Sn. Ahmet İsvan’ın oğlu’nun düğün töreni. Florya’daki başkanlık köşkü bahçesinde gerçekleşen bu party’deki seçkin konukların çoğu hala gözümün önünde.
Bir ara, ( Slow’a geçtiğim bir sırada ) Ahmet bey elinde bir plak ile yanıma geliyor.
“Acaba, rica etsem şu parça’yı çalarmısınız ?” diyor.
( Plak; “Zorba - The Greek” film müziği. Parça’da, filmin ünlü ana tema’sı. )
Party sonrasında bu plak, benim plakların arasına karışıyor. Ertesi günlerde farkediyorum ama, Ahmet bey benden önce farketmiş. Önce telefon ile soruyor, sonra şöförünü gönderip plağı aldırtıyor.

“EVA” döneminde çekilmiş ( Yukarıdaki ) tek fotoğrafım da, Florya köşkü bahçesindeki bu party’den. Fotoğrafı çeken kişi, “Haftasonu” gazetesi muhabiri GARBİS. ( Daha sonra, bir başka party’de, görevi’nin başında fotoğraf çekerken, bir kaza kurşunu ile yaşamını yitirmişti.... ) ( Altta, fotoğrafın ORJİNALİ'ni görüyorsunuz. )

DJ BORA & Ertuğrul Akoğul. Florya köşkü 1977
Fotoğrafın orjinalinde, yanımda patronum Ertuğrul bey var. Kendisini, saygı ve sevgi ile anıyorum.
( Web sayfalarımda yer alan ilk "DJ77" fotolarımda, Ertuğrul bey'i fotoşop'la kaldırmıştım. )

Grand-Party’lere çoğunlukla Ertuğrul bey’de katılıyor.
Party aygıtlarını ve plakları, Ertuğrul bey’in soluk turuncu renkli, Station-Wagon Anadol SV 1600’ü ile taşıyoruz.
Ama asıl ilginç olan, party’ler bittikten sonra Ertuğrul bey beni o gece’nin bir yarısında “Kadıköy”e, PTT Lojmanındaki evimize bırakıyor ve geri dönüyor sağolsun. ( 1977 yılında, Boğaz köprüsünde o saatlerde tek-tük araç olurdu. )
....................

1977 “Yaz”ında, ( Özellikle Boğaz kıyındaki süper-lüks yalılarda ) neredeyse her hafta sonu gerçekleşen Grand-Party’lerde konukları, çaldığım plaklar ile coşturuyorum. Açıkcası, haftasonu gelse de “Çalsam” diye Cumartesi günlerini iple çeker oluyorum.
( Hazırladığım prodüksüyonlar ile halâ övünürüm. Çok dengeli, bıktırmayan, rahatsız etmeyen bir program sunardım. O kadar party’de bir kişi de; “Ay çok hızlı dansettik yorulduk, biraz da slow çalsanız”, ( Ya da tam tersini) istememiştir.
Anımsadığım son “Grand Party”, Tarabya’da yolun hemen kenarında yüksek ve çok geniş bir bahçe’nin içerisinde yer alan tarihi bir Yalı-köşk’te.
Tabii, köşkün içinde değiliz, bahçe’deki havuzun kenarına konuşlandık. Alan çok geniş olduğu için 4 adet “HPM - 60” yerleştiriyoruz. Ampli olarak bu kez; “ TA 3650” yerine, “ TA 5650” kullanıyorum. Anımsadığım, en kalabalık, en güzel, en tatlı “Party”lerimden biri.... Unutulmaz....

 

NELER ÇALIYORUM ?
1970’ler ile birlikte Müzik Dünyasında büyük bir atılım var. Beatles, Stones sonrası “Rock” müzik kendi içerisinde “Tür”ler yaratmış. “Progressive”, “Art”, “Psyhcedelic” gibi sanatsal Rock türleri’nin yanısıra “Hard” ve “Heavy” Rock’da da, unutulmaz grup ve sanatçılar harikalar yaratıyor.
70’lerin ortalarında “DISCO” akımı gelişiyor. “Caz”, “Soul”, “R&B” Dünyası’nın ünlü isimleri’nin yanısıra “Disco” ritm’lerini ustaca kullanan grup ve sanatçılar, bir-bir ortaya çıkıyor. Tabii “Çukulata Renkli” müzisyenler, bu işin de öncüleri.
“SLOW” ( Yavaş Dans Edilebilen ) tarzında ise, 70’lerin ünlü şarkıcı ve grupları’nın “Ballad”ları’nın yanısıra, özellikle Fransız, İtalyan şarkıcıların yumuşak ritimli şarkılarını da kullanıyoruz.

AKLIMA İLK GELENLER ( DISCO );
- Boney M,
- Bee Gees,
- Van McCoy,
- Isaac Hayes,
- Cerrone,
- Osibisa,
- Barry White,
- Donna Summer,
- KC & The Sunshine Band,
- Kool And The Gang,
- The Temptations,
- Diana Ross,
- Chic,
- Gloria Gaynor,
- BT Express,
- Stevie Wonder,
- Earth, Wind & Fire,
- Commodores,
- Silver Convention,
- Carol Douglas,
- Roberta Kelly,
- Bohannon,
- George McCrae,
- The Ritchie Family,
- Deodato,
- MFSB,
- James Brown,
- Village People,
.........

AKLIMA İLK GELENLER ( SLOW );
- Barry White,
- Bee Gees,
- Isaac Hayes,
- The Stylistics,
- Boney M,
- Leo Sayer,
- Eagles,
- The Temptations,
- Demis Roussos,
- Elvis,
- Stevie Wonder,
- Billy Paul,
- Simon & Garfunkel,
- Elton John,
- Gloria Gaynor,
- Cat Stevens,
- Barbara Streisand,
- 10 cc,
- Commodores,
- George Benson,
- Diana Ross,
- Santana,
- Nazareth,
.............

 

HANGİ AYGITLARI KULLANIYORUM ?
Turntable ( Pikap ); PIONEER PL - 117D ( High-Fidelity Full Automatic Stereo Turntable ) ( 2 Adet )
Mixer ( Mikser ); FRANK ( Ne yazık ki modelini anımsayamıyorum. Rengi koyu metalik-mavi idi. )
Amplificator ( Ampli ); SONY TA - 3650 ( Integrated Stereo Amplifier )
Speaker ( Hoparlör ); PIONEER HPM 60 ( 2 Adet )
Headphone ( Kulaklık ); PIONEER SE - 505

DAHA BÜYÜK AÇIK ALANLAR İÇİN;
Amplificator ( Ampli ); SONY TA - 5650 ( Integrated Stereo Amplifier V FET )
Speaker ( Hoparlör ); PIONEER HPM 60 ( 4 Adet )
( Pikap, Mikser ve Kulaklık donanımı aynı. )
..........................

 

1977 yaz’ı, göz açıp kapayıncaya kadar geçiyor.
İTÜ Maden fak. sınavları başlarken “EVA”ya veda ediyorum. Ancak, birbirimizi hiç unutmuyoruz.
Mustafa ile arkadaşlığımız sürüyor. Yıllar geçtikçe, ailece görüşmeye başlıyoruz.
“EVA”dan ayrıldıktan sonra, biraz ilerdeki bir işhanı girişinde çok küçük bir “Merdiven Altı” dükkan kiralayan Mustafa Şahin; bir yandan kardeşi ile birlikte kaset doldururken, bir yandan kendi adını verdiği ( M - Elektronik ) voltaj regülatörü üretiyor, bir yandan da EVA döneminde edindiği çevresine “Hi-Fi” aygıtlar pazarlamayı sürdürüyor.
( Doğubank’tan aldığı aygıtları evlere kuruyor, çalıştırıyor ve daha da önemlisi servis hizmeti veriyor. O yıllarda, Doğubank’a genellikle işçi permisi ile gelen bu aygıtların “Garanti”si yok..! )
1980’lerin başlarında, merdiven altı dükkandan “Altın sokak”ta kendi mağazasına geçen Mustafa, “Modern Elektronik”i kuruyor ve ülkemizin en büyük, en tanınmış “Hi-Fi”, “Hi End” öncülerinden biri oluyor.
Bana yakıştırılan “Altın Kulak Bora” tanımlamasını; Mustafa’dan satın aldığım/değiştirdiğim onlarca “Hi-Fi” aygıtına da borçlu olduğumu inkar edemem. ( 90’ların sonlarına doğru saydığımızda, 53 parça aygıt geçmişti elimden. ) Halen kullandığım sistemin ana parçaları, Mustafa’dan satınaldığım aygıtlar.
( Bkz; BC SYSTEM )
Ayrıca Mustafa Şahin, 90’lı yıllarda bana kucak açıyor. İki dönem birlikte çalışıyoruz.
Bu yıl, dostluğumuzun 40. Yıldönümü.
............

 

1977 – 2017,
Benim profesyonel Diskjokey’liğimin de 40. Yıldönümü.
İyi ki yaşamışım o günleri.
Teşekkürler “EVA”.

Bora Çetin
Caddebostan, Kadıköy - Istanbul

23 Aralık 2017, 22:33

 

Son Güncelleme: 24 Aralık ( December ) 2017, 22:30

 

Copyright ©2017, A. Bora CETIN.
Bu sayfada yer alan tüm yazi ve fotograflar "Bora CETIN"e aittir, izinsiz alinti yapilamaz, kullanilamaz.
( Designed by Bora ÇETİN. Please Do Not Use Without Permission. )
www.boracetin.com

 

Ana Sayfa ; www.boracetin.com'a dönmek isterseniz

 

Best Wiew ; IE , 1024 x 768